Sayın başbakan sefalet edebiyatı yapmayın diyor

günlük iç kapak

    1 Aralık
Tutunamayanlar’ da Turgut’un muhallebicide oturduğu sırada aklından geçenler arasında bir söz vardı:  Akıl büyük bir diktatör aslında  (ya da buna benzer bir söz). Bu gün Uğur’la konuşurken, bu sözü daha başka bütünlüğe vardırdım galiba: Akıl tutucu (muhafazakar) ya da gerici, sevgi ilericidir (ya da devrimcidir).  Bu herhalde tesadüf değildir. Başka bir nokta daha: Hikmet ‘Sevgi’ ile kurtulacağını sanmış? Fakat her zaman ‘Silahına ilk davranan’ karşısındaki olmuş. Olmuş mu? Yoksa Hikmet mi öyle sanmış? Bu bir yanılma mı? Bunu anlamak çok güç. Bir gerçek payı var. Fakat herhalde Hikmet’ in yaptığı gibi her şeyi buna bağlamak mümkün değil.
Hikmet’te gittikçe acılaşan bir ‘Sense of humor’ var. Önce fantezilere  tatlı bir şekilde başlıyor. Mizah unsuru kuvvetli. ‘Scknowledgement’ler (1) yazıyor, onu bu duruma getirenler için. Fantezilerde  acılığa devamlı bu ‘humoru’ karışıyor işin içinden çıkamadığı zamanlarda.  Sahte bir bilimsellik ‘fake’ bir bilimsellikle (Tutunamayanlardaki gibi olmalı)  sıkıntılarını alaya almaya çalışıyor.  Oyunlarımıza kim karışabilir?  Herkesi istediğimiz gibi yargılayabiliriz. Bütün yaşantıları, düşünceleri, her şeyi dile getirdiğimiz gibi  yorumlayabiliriz. Acaba gerçekten öyle mi? Oyunlarda bile hür olmak mümkün mü? Trajik çelişkiler her yanı sarmış mıdır? İşte sayın seyirciler , bu ve bunun gibi evrensel sorunların karşılığını bulmak için oyunumuza buyrun.   Hiçbir şey elde edemezsiniz bizden.  Aslında ekmek kavgası için yazıyoruz oyunlarımızı. Bir gün daha kafamızı besleyebilmek için, yarını ve sizleri düşünmeden insafsızca yalan söylüyoruz, her şeyi tahrif ediyoruz, bilinci küçümsüyoruz, tarihi gülünç duruma düşürüyoruz, sanatı ayaklarımızın altında eziyoruz, ölüsünün üzerinde tepiniyoruz.
Bize ne verdiniz ki ne bekliyorsunuz? Karanlık, çarpık, telaşlı yoların kirli meyhanelerinde iyi yarınları tasavvur etmekten aciz, hamur ekmek ve biberli fasulyeye yatıyoruz.  İşte size gecekondu felsefesi. İnsana benzer bir tarafımız var mı? Dıştan bakınca kan-sefalet-şehvet-hırs-cinayet. İçten bakınca can sıkıntısından boğuluyoruz.  Sayın başbakan sefalet edebiyatı yapmayın diyor. Bir şey yaptığımız yok.  İçimize düşenlere ilgisiz bir düşmanlık besliyoruz. Bizi kimse anlamadı, biz de kimseyi anlamıyoruz. Hikmet’ de iç dünyasıyla gecekondu felsefesine uygun.
                Hikmet’ in başından geçenlerin gerçekliğini tam olarak bilemiyoruz. Hikmet’ de iç dünyasıyla gecekondu felsefesine uygun.
                Hikmet’in başından geçenlerin gerçekliğini tam olarak bilemiyoruz.  Birçok olayı sadece Hikmet’ ten öğrendik.
Günlük – Oğuz Atay

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: