Cemal Süreyaİç Kapak001

21 Temmuz 1972
Bu gün nasılsın? Bir şeyin olup bitmesi olayı önemlidir,  ondan sonrası çorap söküğü gibi gelir.  Senin durumunda da öyle şimdi.  Gün günden iyiye doğru yöneleceksin.  Akşam Perihan’ lara gittim. Gece yine orda kaldık. Memo bu gün de orda Nihal’ lere belki yarın götürürüm. Alıştı çünkü.  Dicle ile oynayıp duruyorlar. Perihan’ a demiş ki: “Benim bir halam daha var; ben onu daha çok seviyorum. Çünkü o daha güzel”  Görüyorsun oğlunun azizliklerini, muzipliklerini.  Perihan onun gerçekten çok uslu ve utangaç bir çocuk olduğunu söylüyor.
*
Dün Perihan gelmiş demek.  Nasıl geldiğinin, seni nasıl bulduğunun serüvenini anlatı. İyi kızdır Perihan.  Akşama doğru E yayınevine uğramıştım. Buyrukçu ordaydı.  Birlikte çıkıp bir yerde oturduk. Sana çok selam söyledi.  Buyrukçu Eylülde Ankara’ gelip yerleşiyor. Mualla’ nın ailesiyle de anlaşmış bu konuda Ankara’ da ev tutacak.  Misli yurt dışından döndükten sonra Buyrukçu Ankara’ ya gidecek ve boşanma işlemlerine başlayacak.   Bu sefer daha ciddi ve kararlı görünüyor.  Onun ne işleyeceği de belli de olmaz,  o da başka.
 1 Buyrukçu: Öykücü Muzaffer Buyrukçu.
2 Mualla: Buyrukçu’ nun sonradan evlendiği hanımı.
3 Misli: Buyrukçu’ nun ayrıldığı eşi
*  
“Annem ne yapıyor baba? Ne zaman gelecek”
“Kimi seviyorsun en çok?” “Anne – babamı”
*
Bana da Cemal anne diyor bugünlerde.
Dicle’ ye “dığıl duğul” diyor.
*
Neler demiyor ki.
*
Benim o son şiir yankılar uyandırmış.  Günlerce üstünde tartışılmış.  Kimileri çok önemserken, kimileri “hadi canım sende “ gibisinden laflar etmişler.
*Şimdi yeni bir işim var, bitmemiş. Onda şöyle iki dize var:
Dinle küçük bir kız söylüyor
Koparmasınlar beni koparmasınlar beni.
Hadi iki dize daha ekleyeyim buna:
Dinle pir sultan Abdal söylüyor
Sesinde gökyüzü ve binlerce ipekböceği
*
Bir  İtalyan gemisi vardı, demir aldı demin. Mavi, dev bir gemi. Kimler var içinde.  Böylece anlaşılıyor ki bu satırları Nihat’ ın  oradan yazmaktayım. Zaten gümrük şu günlerde  sana  gelirken ya da senden dönerken bir durak oluyor benim için. Maliyeye daha hiç uğramadım.
*
Sevmek uzun kelime!
*
Derin deniz mavisi.
*
Ne zaman geleceksin?
*
İçsel geldi mi? Son  sıralarda ondan hiç haber çıkmadı.  Kışa televizyonun olacak.  Memo üç yaşını doldurmuş olacak. Saat 17’ lerde ortalık kararacak. Şarkılar söyleyeceğiz. Radyodan fasıllar dinleyeceğiz. Ama yazda güz de yapacağımız işler var. Yapılacak çok şey var.
*
Sevgilim ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim.
Elimde uçuk mavi bir kalem, cebimde iki paket cıgara.
Hayatımız geçiyor gözlerimin önünden
Çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz
“Ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz.”
Çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere,
O gülün yüzü gülmüyor sensiz.
Köklensin diye pencerede suya koydum devetabanına
Hepten hüzünlü bu günlerde
Gür ve coşkun günışığı dadanmış pencereye
Masada tabaklar neşesiz
Koridor ıssız
Banyo da havlular yalnız
Mutfak dersen derbeder ve pis
Çiti orda duruyor, ekmek kutusu boş
Vantilatör soluksuz
Halılar tozlu
Giysilerim gardropta ve şurda burda Memo’nun oyuncak sepeti uykularda
Mavi gece lambası hevessiz
Kapı diyor ki açın beni kapayın beni
Perdeler gömlek değiştiren yılanlar gibi
Radyo desen sessiz
Tabure sandalyelerden çekiniyor
Küçük oda karanlık ve ıssız
Her şey seni bekliyor her şey gelmeni
İçeri girmeni
Senin elinin değmesini
Gözünün dokunmasını,
Ve her şey tekrarlıyor
Seni nice sevdiğimi
Onüç Günün Mektupları / Cemal Süreya

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: