Barış Çağrı Genç

icindeyim02

Okumaya başladığınızda sizi kavrayacak ‘İÇİNE’ çekecek -adı gibi- bir kitap “İÇİNDEYİM”.

Bir kitabı elinize aldığınızda, şöyle bir göz gezdirme isteği bir çoğumuzun yaşadığı bir durumdur diye düşünüyorum. Örneğin ben, önce önsözleri okur daha sonra kitabın künyesini gözden geçiririm. Ardından ilk sayfadan kısa bir okuma yaptıktan sonra arka kapaktaki yazılanlar ilgimi çeker. Belki de buna “Her okurun farklı bir tarzı vardır demeliyim.” Ama bu kitapta öyle olmadı!

Kitabı elime ilk aldığımda, bir şey beni ilk sayfadan okumaya zorladı sanki ve o ilk sayfa her şeyin sonu oldu. Çünkü; okumaya başladığınız an kitabın sizi kavradığını, kendi yarattığı denizinin derinliklerine çektiğini, inişli yokuşlu bir dünyada, kimi güneşin ısıtan ışıkları altında, kimi karanlık, gizemli, dehlizlerinde bir yolculuğa başladığınızı görecek, kendinizi alamayacaksınız. Ve ilk sayfadan başlayarak elinizden bırakamayacak, kısa süre sonunda (buna bir solukta demeli) kendinizi kitabın son sayfalarında bulacaksınız. Kitabı okurken, bir yandan bir an önce kitabın son sayfalarına ulaşarak, bu öykünün nereye varacağını, neyle sonuçlanacağını öğrenmek isteği, öte yandan kitabın bitmesinden duyduğunuz üzüntü sizi bir ikilemde bırakacak.

İşte böyle bir roman “İÇİNDEYİM”.

“Kafasına estikçe işini, evini, hatta şehrini ardında bırakıp yeni bir başlangıç aramasının nedeni buydu belki.  Kaçıyordu, insanın kendinden kaçması ne kadar mümkünse… B.Ç. Genç” 

Bir hastanede başlıyor kitap. Kafasından yaralanmış bir adam, hemşire doktor ve karısı arasında geçen konuşmalarla hiç bilmediğiniz olaylar zinciri içinde kaybolduğunuz duygusuna kapılıyorsunuz. Daha sonra roman kişisinin bedenler arasında ki yolculuğu / serüveni, sizin yolculuğunuz (serüveniniz) olmaya başlıyor. Yıllardır içinde bulunduğunuz, yaşadığınız, sizi taşıyan bedeninizin size yabancılaştığına tanık oluyorsunuz. Bulunduğunuz yerden ilk görebildiğiniz elleriniz, artık size, sizin olmayan bir başkasının eli gibi görünmesi sizi ne kadar şaşırtır. Şaşırtır?.. Yoksa buna dehşete düşürür mü demeli? Nasıl olduğunu bilemediğiniz ama bir biçimde başka bir bedenin içinde bir yaşam nasıl, ne kadar, nereye kadar sürer… İşte bu soruların yanıtını Selim (Refik) ’ ile çıkacağınız o fantastik serüvende arayacak; belki bulacak belki de bulamayacaksınız. Belki de romanın sonunda kitabı tutan ellerin sizin olmadığını görüp, yaşamınızı yeniden gözden geçirmeyi düşüneceksiniz. Ya da, yerinizden fırlayıp bir aynaya koşacaksınız. Ama aynaların; önün/e/den geçeni yansıtan belleksiz camlar olduğunu unutarak.

Kırık Link

Kitaptan küçük bir alıntı:

(…)

Bir öykü, roman ya da filmden etkilenip neden ağlıyor olduğumuzu pek düşünmemiştim. Belki kirlenmişliğimizden bir an olsun uzaklaşıp arındığımızı hissediyorduk.  Belki benzer acıların başımıza gelmediğine  gizli bir sevinçti ağlayışımız.  Belki de içimizde filizlenen bir tohumu suluyorduk. Açıkçası bilmiyordum; saçma sapan bir açıklamaya da ihtiyacım yoktu. Benim asıl yanıt vermem gereken,  üzüleceğini bile bile bu kitabı Zeynep’ e niye ikinci kez okuyor olduğumdu. Üstelik onun bu denli etkilenmesi hoşuma gidiyordu…

İçindeyim – Barış Çağrı Genç

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: