Göçmüş Kediler Bahçesi’ nden

 GKB BK İÇ

Bilge Karasu

İnsan soyuna soyuna deriye varır, onura, öz saygısına varır. Bunları yüzmek, koparıp atmak, güçtür ya, soyunmayı yürekten benimsemiş kişi, sırası geldiğinde, bu son adımı atmağı değer bellediğinde, ölmesini bilir. Ne ki, bir tek kez yapılabilecek bu işi, böyle bir erdemin değerini anlayacak kişiler karşısında yapmak ister. Yanılır da, sırası geldi diyerek, olmayacak bir yerde  girişirseniz bu işe, acı bir masal olur çıkarsınız.

İncitme Beni / Göçmüş Kediler Bahçesi

 

kedi Siyah

Elinden bardağı bıraktı. Masanın üzerinden aldığı bardağı bırkatı elinden. Çok önemli bir şeydi bu,  soyunmak isteyen adam için.  Çünkü o güne değin bir şeyi bilerek kırmak, bir kumaşı isteyerek yırtmak, öfkelenip elinin tersiyle bir şeyi devirmek şöyle dursun, on yılda bir, bir bardağı, bir gömleği, bir şişeyi,  kaza bu ya, elinden düşürüp kırsa, bir yere takıp yırtsa , çarpıp devirse,  saatlerce yerinmiş, üzülmüştü.  Kırılana, yırtılana, devrilene değil; değeri pek büyük de olsa. Üzüldüğü, yerindiği alıklığıydı. Böyle bir kazanın elinden çıkabilmesiydi,  dikkatsizliğiydi.  Ama kahvaltı sofrasından alıp taş döşeli tabandan bir buçuk metre yukarıda bir iki saniye tuttuktan sonra parmakları arasından bırakıverdiği  bardağın şangırtısı kulaklarında denizin sürekli hışırtısı kadar bildik, dalgaların çatlayıp  höpürdemesi kadar hoş gelirken, bardağın, yıllarca andaç diye sakladığı, sırça işleriyle  ünlü uzak bir ülkede ustasının elinden biçimlendiğini gördükten sonra yanına alıp buralara getirdiği,  gözünden esirgediği bardak olduğu, usundan bile geçmedi.

İncitme beni / Göçmüş Kediler Bahçesi

 

kedi Siyah

“İplik gibi uzanan yollar.” Bir kalıp bu, dillere yerleşmiş. Kafam    takılıyor. Ya da kafama takılıyor. İplik gibi…

Çocukların oynamağa bayıldığı

Daha doğrusu çocukken oynamağa bayıldığım bir iplikler vardı hani.  Hiç de yol gibi değildi.  Şimdi de aynı şeyi der miyim, diyebilir miyim?

İplikler vardı hani. Makaradan çekilip koparılan kaşla göz arasında bir dikiş kutusundan atılmış bir makaranın ipliğidir bu, su gibi uzayan, yılan gibi çöreklenen, yazı gibi biçimlenen…

Bir tel ayırır çekersin iplikten, sonra bir daha, sonra bir daha. Çekilen teller rastgele çekilmiştir, bir yana atılıverir , bir daha bakılmaz ona. Sona kalan tel –nedense sona kalan tel-  bir an sulanır, yılanlanır yazıların anısını taşır gibi ağırbaşlı durur, kendiliğinden dalgalanmağa başlar sonra, daha sonra birden kıvrar, bumburuşuk tortop bir şey olur.  O zaman, parmaklar arasında kararasıya ezilir bu top, atılır. İşi bitmiştir. Yeni bir iplik koparmak gerekir, kaldırılıp gizlenmiş, artık bulunmaz olmuş bir dikiş kutusundaki makaradan.

Bir Başka tepe / Göçmüş kediler Bahçesi

 

kedi Siyah

Her gösteriden önce mahalle de kapı altlarından attıkları, kahvelere, kıraathanelere bıraktıkları, sokaklarda dağıttıkları el ilanlarının birer örneğini, her gece eve döndükten sonra özenle özel sandığına yerleştiren ustası, bir gece, artık yetiştin,  usta cambaz oldun, bu işi sana bırakıyorum, dediğinde,  bu sözlerin gönül okşayıcılığını bir yana iterek, bunlar da anı değil mi, sanki usta, diye soracak olmuştu da, ustası kükremiş, yetişememişsin daha, diyerek onu bir sıkı paylamıştı.  Bunlar anı değil, ipimizden artakalacak tek im; yaşayışımız, yaşadığımız, yaşantılarımız düpedüz, demişti.  Her günle, her gösteriyle sırtımıza biraz daha  binen ölümün yükü, bu sandığı artık kaldırıp taşıyamayacağımız gün, tamam olacak, bizi çökertecektir, bunu iyi bil; bunlarda sen varsın, ben varım;  yaşadığımızı gösterecek bir şey var mı elimizde, bu kağıt yığınından başak?

Usta Beni Öldürsen E / Göçmüş Kediler Bahçesi

 

kedi Siyah

Bu dünyadaki varoluşumuza, bu varoluşun sürüp gitmesine hiç şaşmıyor gibiyiz.  Masallar, bu rahatlık karşısındaki şaşkınlığımın bir sonucu. Duvarlar örülür hep, hastalarla sağlamlar,  suçlularla suçsuzlar, azınlıktakilerle çoğunluktakiler arasında.  Duvarları hep “onlar” örmektedir; öyle der, çıkarız işin içinden. Duvarları hangi yandakilerin ördüğü, her zaman geçerliliğini koruyan bir soru; niçin ördüğü de…   Ama bu duvarları da kullanarak çizdiğimiz kimi çerçevenin sürekliliğinin güvencesi nedir ki?

Masalların Da Yırtılıverdiği Yer / Göçmüş kediler Bahçesi

 

Son-Kedi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: