18/01/1980

iç...

 

18/01/1980

 

“Sevgili Jean, Sevgili Gino,

İşte! Yazıyorum. Çünkü yapmam gerekiyordu bunu,  çünkü yapmak istiyordum;  çünkü Jean kartta ‘Yazışalım’ diyordu…  Ama bunu çok tuhaf  ya da nasıl diyeyim ‘özel’ koşullarda yapıyorum.

Öncelikle  evimizde oturmuyoruz artık.  Mali durum,  kömür dahil (farklı nedenlerle de olsa)  her tür yakıtın yokluğu ısınmayı neredeyse imkansız hale getiriyor.  Üniversite sene sonundan beri kapalı  (dersler iki hafta öncesinde zaten ‘felç’  olmuştu) çünkü orada, tepede sıcaklık -20 derece. Isınmanın bir yolu bulunursa (500 Ton)  kış bitmeden  başlayacağız; aksi takdirde,  ancak dondurucu mevsimin sonunda :  belki matta.  Evde bir haftadır kömür yok, tamda sıcaklık 30 sendir  düşmediği kadar düşmüşken.   Evde hava önce serinledi sonra soğudu.  10 derece civarı sıkıntılı olmaya başladı.  Annem, şal, sabahlık,  kalın battaniye ve başlıklarla  koltuğunda donuyordu.  Evi gerçekten çok sıcak olan bir arkadaşımız bizi davet etme nezaketini gösterdi.  Ne kadar minnettar olsam azdır.  Yalnız  en fazla yüz metrelik bu mesafe –taksiye bindik elbette-  annemi çok kötü etkiledi.  Soğuğun yarattığı şok, çıkmak zorunda kaldığı  bitmek bilmez merdiven…  Üç gündür kalp yetmezliğine  olduğu kadar korkuya da bağlı ciddi bir sıkıntısı var.  Zavallı korkunç Bibik (sıcaklığın daha da düşmesini engellemek için)  kapalı tuttuğumuz perde ve  kapılar ardında yaşıyor.  Günde iki kez beslemeye gidiyorum ama sabırsızlanıyor artık;  yalnızlık üstüne bir de  soğuk,  fazla geldi.

İşler kötü gidiyor burada.  Biliyorsunuzdur.  Ancak günlük haya da,  elektrik kesintileri,  gaz yokluğu (çay yapmak, yemek ısıtmak için küçük bir elektrikli ocak iş görebiliyor elektrik olduğu sürece. Ama yemek yapma işine genellikle geceyarısından  sonra koyulmak gerekiyor.  Geçen gece arkadaşımla beraber sabahın dördüne kadar yemek yaptık.  Böylece birkaç günü yemek düşünmeden geçirebileceğiz…)  çok ender  ya da hiç bulunmayan çeşitli malzemeleriyle (Ayçiçek yağı, margarin, kahve, ampul,  tuvalet kağıdı ve dönem dönem çay, sigara, şeker, vs.) zor katlanılır hale geldi.

Özel koşullar demenin nedeni bunlar.  Yoksulluklarla dolu kötü bir kış geçiyor ve hayatımızı kolaylaştırabilecek program ve rutinlerin hepsini kaybediyoruz yavaş yavaş. Değişik saatler,  değişik endişeler, değişik uğraşlar.  Bakalım ne yapacak,  neye dönüşeceğiz.  Hala öldürülüyor insanlar!

Kitabımın* provalarını geçen hafta  postaya verildiğini öğrendim.  Cesaret verici.  Henüz görmedim ama kitabın çıkması yönünde büyük bir adım. Kitabımı görebilirim belki bir gün ve siz de tabii.

Bu karanlık ve mahşeri zamanlar içinde,  uzun süredir üstünde çalıştığım ve sizin Batı’ da daha çok ‘Pera’ olarak bildiğiniz yer hakkındaki  uzun metnim şekillenmeye başladı.  Bir dergide bir bölümü yayımlandı.  Bölümler yayımlamayı sürdürmeyi  düşünüyorum. Ciddiyetle çalışmamı ve belli bir yönde  ilerlememi sağlayacaktır.

Başı dik tutmak mı?  Evet. Gülünçleşmemek kadarıyla.  Yaşama şeklimiz buna  meydan vermeye çok elverişli.  Gülünç olmak:  kendi gözümde başkalarını umursamıyorum!

Sanırım bitirmeliyim artık.  Bir bu kadar  kederli ve kötü pek çok şey anlatabilirim size  ama neden  daha çok üzeyim sizi?  ‘Mevsim kışsa, ilkbahar gelecek demektir…’  Yalnız o ilkbaharın geldiğini görebilmek için o zamana kadar  hayatta kalabilmek gerekiyor.  Aşklar bile umutsuz.”

*[Göçmüş Kediler Bahçesi]

 

Jean ve Gino’ ya Mektuplar / Bilge Karasu

Hazırlayan: Alain  Mascarou

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: